RSS

25 Ocak 2011

O da beni seviyor

O da beni seviyor...
.
.
.

19 Haziran 2010

bir bilsen

bir bilsen ahh ne çok özledim seni....
.
.

13 Şubat 2010

12 Şubat 2010

Bahar

Kış bitsin, bahar gelsin ve yüzüm gülsün...
.
.

1 Ekim 2009

Hulusi van der Wuce

Sevgili internet servis saglayacim yeni yaptigim abonelik icin mektup gondermis. Isim aynen oyle yaziyor, Hulusi van der Wuce. Bu da oldu ya Hollanda'da artik kendimi baskalasmis hissetmekte hakliyim degil mi?

17 Haziran 2009

Fotoğraf Hayattır

Bir gün hayata böyle bir kareden bakarken deklanşöre basabilmek dileğiyle...
.
Nuri Bilge Ceylan-Yalnız ve Güzel Ülkem.
.
.

12 Haziran 2009

Feedback

Bugün itibariyle finans sektöründe 6. ayımı tamamladım, yani 6 aylık tecrübe ile çalışıyorum. Heyt be, yarım yıl olmuş. Gözlemlerime dayanarak bazı duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim:
1) Kapitalizm tıkır tıkır çalışıyor arkadaş, emek-sermaye çelişkisi her yerde!
2) Yıllık izin muhteşem bir sistem, herkese lazım!
3) İnsanlar çok sıcaklar, hırs yalan bişey, maksimize etmeye çalıştığın "leisure", para değil!
4) Rakı, beyaz peynir, kavun en favori haftasonu tatilim.
5) E haftasonu geldi, müsadenizle...

.
.

10 Haziran 2009

Yanık

Şimdi yaz geldi ya,
herkeste bir yanık tene sahip olma telaşı (özellikle karşıcinste) başgösterdi.
Böyyükşehirlerde portakal kabuğunun biraz koyusu, ıstakozun biraz açığı renginde bir tene sahip olmak (ve bunu korumak) çok önem arz eder(miş). Sırf öyle görünsün diye 1-2 saat parklarda ayçiçeği gibi açılanlar da var.
Halbuki benim gençliğim hep güneşten kaçarak geçti, koyu renkli tene sahip olanları pamuk toplayan ırgatlara benzetirdik, amele yanığı diye bir şey vardı. Solaryumcular iş yapamaz mesela benim memlekette çünkü doğa en büyük tekeldir onlar için.
Yine şaşırtıyor beni bu modern hayat. Herşey tadında ve yerinde güzel.
Kasmanın anlamı yok.

.
.

4 Haziran 2009

AK Partisi

Başbakan şöyle buyurmuş : Partime 'AKP' diyen edepsizdir!

"AKP diyenler ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi etiği hiçe sayarak bunu edep dışı söylemektedirler." Siyasi etik neyi gerektiriyor, tam adı Adalet ve Kalkınma Partisi olan partinin Türkçe'deki kısaltması isimlerin baş harflerini kullanarak söylenmesini değil mi? Ne alakası var söylediğiyle yahu, uyduruyor yine. Bu şuna benziyor, kapıya kapı demek edepsizliktir. Saçmalığın daniskası!

Daha kötüsü ise şöyle devam ediyor; "... Herkes bunu böyle yazmaya mecburdur. Böyle yazmıyorsa bu edebe, adaba sığmaz. Benim yasal olarak kısaltılmış adım neyse onu söylemeye mecbursun..." Pes doğrusu, kendi yaşam biçimlerini ahlak polisi gibi aşılamaya çalışıyorlar eleştirisi hiç de haksız değil, neyi nasıl söyleceğimizi de sultan hazretleri belirleyecek. Bu adamın ne bitmek bilmez bir egosu var, eziklik dizboyu, breh breh breh!

Son olarak "O zaman iftira atıyorsun. Bizi olmadığımız şekilde gösteriyorsun. Olmadığımız bir isimle anmaya çalışıyorsun...” Evet biz de tam onu yapıyoruz, AKP'yi olmadığı gibi anmak istemiyoruz, o yüzden Ak Parti demiyoruz. (Yerine göre, A.K. Partisi diyoruz, anlayana!)
.
.

25 Mayıs 2009

Yeni Rakı, Hep Rakı

Şimdi burda "Yine mi çiçek" şarkısını Levent Yüksel ticari anlamda "Yeni Rakı" diyerek söylüyor ama siz bunu Duvara Karşı filminde Cihan Okan ve Sezen Aksu'dan dinleyiniz. Orjinali Altınbaş'tır.

Das Boot

Yarım kavunun yanına beyaz peynir dilimledikten sonra iki duble rakının eşliğinde Wolfgang Petersen'in 1981 yapımı şaheser "Das Boot"filmini izledim. İnanılmaz sürükleyici bir gerilim ve heyecanla geçen saatlerden sonra çok keyiflice uyudum (3.30am). İnsanın tüylerini diken diken eden gerçekçilikteki filmde, herhangi bir anda birisinin "alarm" diye bağırdığını düşünmek bana suyun altında yaşanabilecek korku dolu saatleri hatırlatıyor. Hisslerime tercüman olsun diye aşağıdaki alıntıyı uygun gördüm:
"This is a blind war, were you only see with your ears. A world of fragility, a spotted submarine is a very easy prey. This is not your average, heroic war movie. This is not about heroes or super-cool soldiers. For a start the movie shows the difference between pre-German officers (they loath the Nazis) and mostly about the inhuman world of a war submarine. Everything depends on the fragile material and very abstracts strategy. DAS BOOT is essentially a psychological movie, almost a survival. This is a place of promiscuity, filth, boredom, terror and men reserved."

Not: Filmden haberder olmamı sağlayan E.'ye teşekkürler.

19 Mayıs 2009

Bıraktım

252.kez bıraktım, az daha tekrar başlıyordum. En iyisi ben JTI içmeyeyim, daha çok kar ederim.
.
.

18 Mayıs 2009

Yakında

Elbet bir gün olur kesişir hayatları, az sabır...
.
.

14 Mayıs 2009

Angels & Demons


Gittim gordum filmi dun gece. Garip ama sanirim ilk kez kitabini onceden okudugum bir filme gittim. Klise ama hakikaten kitap daha heyecanliydi, film de guzeldi tabii. Arka mekan sahnelerine odaklanmaktan, zaten ilerisini bildigim aksiyona pek dikkat edemedim, gerek de yok zaten, filmi guzel yapan 'based on novel by Dan Brown' gercegi.
Not: Sinemada bira icmeyiniz, hele ki ara verilmeyen filmlerde! Kan ve sivi nereye toplaniyor anladiniz siz.

13 Mayıs 2009

27 yıl sonra

Fenerbahce 26 yıldır Türkiye kupasını alamıyor, bu gece de alamadı, yine finalde kaybetti. Yani ben hayatım boyunca FB'nin bu kupayı kaldırdığını göremedim. Umarım seneye 27 yıl sonra alabildik diyebilirim. Olsun, iyi ki varsın Fenerbahçe, seviyoruz seni.

Şimdi bu yazıya ezik yorum yapanlar olacaktır, onları da seviyoruz, naapalım, herşey insanı sevmekle başlar. Lanet olsun icimdeki Fener sevgisine
.
.

8 Mayıs 2009

I love you OHAMA

From: Oliver Kettlewell
Sent: 06 May 2009 11:37
To: Hulusi Yuce
Subject: RE: BrandZ 2009


I don’t see Morningstar or Akbank there, but maybe there will be
Oliver & Hulusi Asset Management Associates
in next year’s list OHAMA :)
.
.

7 Mayıs 2009

Ambidextrous

Ilkokul 1. siniftaydim, yazi ve dusun hayatima sol el ile yazarak baslamistim. Kucuktum, kucucuktum, muhtesem guzel el yazim vardi. Ilk somestr oldu, hatirliyorum, ananemin (allah uzun omur versin) o zamanki lojman evinin salonunda "oglum yavrum sag elle yaz" telkinleriyle sag elle yazmaya baslamistim. Niye boyle yazmami istedi degil o zaman bu zaman bile anlamis degilim, ilk firsatta sorayim. O zaman 15 gunluk tatil suresinde sag elimle civi ve arap yazilarinin karisimi bir el yazisiyla yazabilmeyi basarmistim. Gelise gelise anca bugunku berbatliginda kaldi tabii. Hala bazi altleri solaklarin tuttugu gibi tutarim.

Simdilerde sol elimi geri kazanmak istiyorum. Ama degil 15 gun 3 ay gecse bile zor olacaga benziyor. Sadece Turkce degil, matematiksel sembollerde cogaldi ogrene ogrene, ingilizcedeki bazi harfler de girdi, geometrik sekiller de... Isim zor, ama kararliyim, beynim hangi yarisini kullanmaya devam eder bilemem ama vazgecmek yok. Misal mesela bu yaziyi sadece sol elimi kullanarak yazdim :)

6 Mayıs 2009

Mesrine: L'ennemi public n° 1

Dayanmadim hemen ertesi gun izledim. Karsinizda Bir Numarali Toplum Dusmani: Jacques Mesrine (Merin diye okunuyor, aman duymasin kafasi atar sonra)!

4 Mayıs 2009

Mesrine: L'instinct de mort


En son La Haine filminde kafayi siyirmis insan rolune cok yakisan Vincent Cassel'den unutulmaz sahnelerle doseli gangster filmi. Ikinciyi bolumu izlemek icin cok fazla bekle(ye)meyeceksiniz!

28 Nisan 2009

The world's fastest Indian

"Nasil olur da bu 2005 yapimi muhtesem filmi kacirmisiz!" diye tavsiye etti bana M. Ona da boyle tavsiye edilmis. Ne kadar dogru oldugunu izleyince umarim anlarsiniz. Cok keyifli ve bir o derece huzunluydu Hopkins'in Burt Munro olarak harikulade performansini seyretmek. Insancilligi, alcakgonullulugu, azmi, esprileri, surukleyici hikayesi...Insanin kendini biseylere adamasi gerekli, yoksa niye yasiyoruz degil mi? Iyi seyirler efem.